OKYANUS’TAN HABERLER

Blogumuzda bir köşemiz daha var. Okyanus’tan haberler. Can arkadaşımız,dostumuz, güzel gülüşlü Okyanusumuz ve annesi Neslihan’ımdan haberleri paylaşacağız. Yani artık bloğumuz sadece bir anne kızın değil, Mısır -Türkiye arası güzel bir dostluğun, İki farklı ülkede büyüyen aynı yaşta iki güzel  arkadaşın günlüğü ortak bloğu olacak aynı zamanda…

Hepinize keyiflli okumalar

sevgiyle kalın….

Reklamlar

SANATSAL BİR GÜN….

Havanın soğuması ile birlikte, kuzum ve ben eve kapandık. Cansu Anka ile sabah uyanır uyanmaz tipik anne kız oynaşmasını yaptıktan sonra ki bizim sabah yataktan çıkmamız 1 saati buluyor. Günlük kişisel bakımımızı yaptık. (Kuzum artık annesinin de katkısı ile elini yüzünü kendi yıkıyor) hazırlanıp kahvaltımızı yaptık.

veee anneden günün sorusu geldi.

“Aşkım, bugün ne etkinlik yapalım?”

Kuzu, işaret parmağını uzatınca etkinlikte belli oldu.

Parmak Boyaları ve çalışma sehpası hazırlandı. Boyama Önlüğümüz giyildi. OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

Resimler eğlendiğimiz anlardan sonra çekildi. Baktık ellerimiz boya içinde kalmış hadi birde el izini alalım dedik. 13 aylık hatırası. 🙂 kızımın minik elleri

Cansu Anka boya yapmaktan cok onlara dokunmayı seviyor. Ama ellerinin kirli olmasını pek sevmiyor.

Ellerimizi yıkadık ve naynay demeye başladı Cansu demek oluyor ki müzik zamanı gelmiş. Bu hafta Fransızca çocuk şarkıları dinliyoruz.

http://filozofcocuk.com/le-petit-train/ isimli şarkı favorimiz.

ve uyku once dans müzik derken kuzum son olarak Çıkartma kitabına koştu.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

ve artık uyku ritüeli başlasın OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Ayşegül ile birlikte Cansu Anka uykuya dalsın…..

Yogun bir sabah oldu bizim için

 

YAĞIŞLI İSTANBUL SABAHI

Merhaba,

Hüzünlü ve yağışlı bir İstanbul sabahına uyandık. Hüzünlü çünkü  sabah internete girdiğimizde Berkin’in ölüm haberini aldık. Albert Camus’un bir sözü vardır:

“Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız ,O ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın”

Bir an kendimi Berkin’in annesinin yerine koydum ne tarifsiz bir acı. Evladını ekmek almaya gönder ama 269 gün sonra o eve evladının ölüsü gelsin.

Belki çocukca bir kapris yaparak gitmek istemedi, annesi zorla gönderdi. Belki de güle oynaya gitti. Ama sonuçta gitti ve gelmedi. İşte bu son sözün bittiği yerdir.

 

YENİ KİTAPLARIMIZ GELDİ

Kitap kurdu anne kız olarak bir kitaplarımızı dört gözle bekliyorduk ve bugün akşamüstü elimize geçince çok sevindik. bu ay verdiğimiz kitap siparişlerimiz genelde bana yönelik olmuştu ama Cansu Anka’mı da unutmadım ve ona da 3 ad. kitap siparişi verdim. 13 aylık olan güzel kızımın da anne babasının kitapları kadar kitabı oldu ve inanın şimdiden kitaplarını  çok seviyor. (Arada tadına da bakmaktan geri kalmıyor)

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

Okuyup inceledikçe içeriklerini de sizlerle paylaşacağım.

Not: Kitaplarımız için biricik dayımız (Cansu’ca söylenişiyle day day) Uğur’a teşekkür ederiz. Cansu’nun iki  yeni  kitabı daha var ama resmi çekerken onları unutmuşum 🙂

AAAA BU TOPUN İÇİNDE BİZ VARIZ!

Tüm gün Cansu Anka ile koşturunca artık akşam saatleri benim pil bitiyor ama kuzumun performansında maşallah değişim yok. Baktım olacak gibi değil aklıma birden yılbaşı süsleri geldi. niyetim süsleri çıkarıp,sepete koymak ve Cansu Anka’nın onları keşfetmesi.

Ama inanın hayali bile güzel. Cansu sepetin başına oturacak sepetin içindekileri inceleyecek ve bende çayımı içip kızımı izleyeceğim. Tabii ben daha hayalimi kurmayı tamamlamadan kızım sepeti boşaltmış uzak yakın oynamak istiyor.

Uzak Yakın nasıl bir oyun hemen anlatayım ( benim uydurma oyunlarımdan) Cansu eline geçen herşeyi atar bende bunu oyuna dönüştürdüm. Cansu elindeki oyuncağı atıyor(en az iki tane) bende soruyorum kızım uzaktaki hangisi parmağıyla gösterir  ve ben coşkuyla  haydi onu kim önce alacak derim ( mesela evet sarı top uzakta. sarı topu önce kim alacak). emekleyerek onu almaya gideriz sürekli boyle bir yarış halindeyiz.

velhasıl kelam anne yorgun,prenses oyun meraklısı olunca annenin aklına sakince oynayacakları bir oyun geldi. Gümüşlüğün kapı koluna topları astık ve doğaçlama oyunumuz başladı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

 

Bu oyunu çok sevdik. büyük toplarla küçük topların farklı ses çıkardığını, farklı dokulara sahip olduklarını, büyük küçük, uzun kısa kavramlarını öğrendik. hatta prenses sarı topa dikkatlice bakıp yansımasını keşfetti yani doğaçlama oyunumuzla birçok bilgiye kavuştuk en önemlisi çok güldük eğlendik….

 

 

sevgilerimizle

öpüldünüz….

 

MONTESSORİ DE NASILBİR SEY YA!

Evetttttt yavaş yavaş montessori aktivitelerimiz başladı ve bende Cansu Anka’da bundan keyif alıyoruz. İlk  aktivitemiz “aktarma” cevizlerimizi  kavanoza aktarıyoruz. Tabii en sonunda cevizleri top gibi kullanmayı ihmal etmiyor küçük hanım:)

OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Sanırım Cansu Anka bu Montossori de ne men bir şey ya diye söylenip duruyordur.

ah kızım ah birde şu her şeyi atma huyundan vazgeçse 🙂

MONTESSORİ İLE YAŞAM BAŞLASIN

Cansu’nun varlığını ilk hissettiğim andan itibaren eşim ve ben onu nasıl yetiştireceğimize dair milyonlarca konuşma yaptık. İkimizde kızımıza en iyi eğitimi ilk önce kendimizin vereceği konusunda hemfikirdik ve araştırmalarımız ( daha çok benim araştırmalarım) neticesinde Montessori eğitim metodunda karar kıldık. ve blogda aslında bir günlük olacak.

Cansu Anka’nın günlüğü, onunla birlikte  hayatı adım adım yaşayıp yazmaya çalışacağım.

 

Evet Cansu ile Adım adım hayata başlıyoruz…..

OLYMPUS DIGITAL CAMERA